Skip to content Skip to sidebar Skip to footer

Sinüs Kanserleri

Sinüsler; yüz kemiklerinin, alın bölgesinin ve göz çevresinin içerisine yerleşmiş, içi hava dolu, mukozayla kaplı anatomik boşluklardır. Vücudumuzda yanaklarda (maksiller), alında (frontal), gözlerin arasında (etmoid) ve kafa tabanına yakın derin bölgede (sfenoid) olmak üzere dört çift ana paranazal sinüs grubu bulunur. Bu boşlukların ve burun sirkülasyonunu sağlayan ana burun boşluğunun (nasal kavite) iç yüzeyini döşeyen hücrelerin kontrol dışı, anormal ve kötü huylu çoğalması sonucu meydana gelen tümörlere sinüs kanserleri adı verilir. Tüm baş ve boyun bölgesi tümörlerinin yaklaşık %3 ila %5’ini oluşturan bu kanserler, nadir görülmeleri ve başlangıçta çok sinsi ilerlemeleri nedeniyle klinik olarak ekstra dikkat ve uzmanlık gerektirir.

Sinüs boşlukları geniş ve içi hava dolu yapılar olduğu için, burada gelişen bir tümör genellikle çok uzun süre hiçbir belirti vermeden, sessizce büyüme imkanı bulur. Belirtiler ortaya çıktığında ise çoğunlukla basit bir sinüzit, burun tıkanıklığı veya alerji tablosuyla karıştırıldığı için tanı süreci gecikebilir. Sinüs tümörlerinin teşhis ve tedavisi, Kulak Burun Boğaz (KBB) ile Baş ve Boyun Cerrahisi uzmanlık alanının en ileri düzey anatomik bilgi, teknolojik altyapı ve mikro-cerrahi tecrübe gerektiren dallarından biridir. Erken evrede yakalanan kitlelerde cerrahi başarı oranları son derece yüz güldürücüdür.

Sinüs Kanserlerinin Nedenleri ve Mesleki Risk Faktörleri

Sinüs kanserlerinin gelişiminde, diğer baş-boyun kanserlerinden farklı olarak sigara ve alkol tüketiminin yanı sıra, özellikle uzun süreli olarak solunan bazı kimyasal maddeler, endüstriyel tozlar ve mesleki maruziyetler çok daha belirgin bir rol oynamaktadır. Öne çıkan temel risk faktörleri şunlardır:

  • Ahşap ve Mobilya Tozları: Marangozluk, mobilya imalatı veya kereste fabrikalarında çalışan ve uzun yıllar boyunca yoğun ahşap tozuna (özellikle sert ağaç tozlarına) maskesiz maruz kalan bireylerde, sinüs kanseri (özellikle Adenokarsinom tipi) görülme riski normale göre ciddi derecede yüksektir.

  • Kimyasal Maddeler ve Ağır Metaller: Deri işleme sanayisinde kullanılan kimyasallar, nikel, krom, arsenik, tekstil tozları, formaldehit, izopropil alkol ve un fabrikalarındaki yoğun organik toz maruziyetleri, sinüs mukozasındaki hücrelerin genetik yapısını bozarak kanser gelişimini tetikleyebilir.

  • Sigara ve Tütün Ürünleri: Solunan tütün dumanı, burun mukozası ve sinüs kanallarından geçerek buradaki silli hücre yapısına zarar verir. Kimyasal maruziyeti olan iş kollarında çalışanların bir de sigara kullanması, kanser riskini katlayarak artırır.

  • Kronik Sinüs Enflamasyonu ve Virüsler: Çok nadir de olsa, onlarca yıl süren, tedavi edilmemiş kronik sinüs iltihapları mukozal değişimlere yol açabilir. Ayrıca bazı burun içi iyi huylu tümörlerin (İnverted Papillom gibi) zamanla kanserleşme riski bulunur. HPV virüsünün de bazı sinüs tümör tipleriyle ilişkisi saptanmıştır.

Sinüs Kanserlerinin Belirtileri Nelerdir?

Sinüs kanserleri başlangıç evresinde tipik olarak tek taraflı kronik sinüzit veya burun tıkanıklığı gibi masum semptomlarla başlar. Ancak tümör büyüyüp sinüs kemik duvarlarını aşarak göz, ağız içi veya beyin zarına doğru ilerledikçe çok daha spesifik belirtiler verir:

Erken Dönem (Sinsi) Belirtiler

Genellikle tek taraflı (sadece sağ veya sadece sol) burun tıkanıklığı, burundan gelen kanlı akıntı veya sık tekrarlayan tek taraflı burun kanamaları, yüz bölgesinde hafif dolgunluk/basınç hissi ve koku alma duyusunda azalma ilk fark edilen durumlardır. Bu belirtiler tek taraflı olduğunda mutlaka detaylıca incelenmelidir.

İleri Dönem (Yayılım) Belirtileri

Tümörün çevre dokulara baskı yapmasıyla; tek taraflı gözde öne doğru fırlama (ekzoftalmi), çift görme, görme kaybı, göz çevresinde şişlik, yanağın üst kısmında veya üst diş etlerinde geçmeyen uyuşukluk/hissizlik, üst dişlerde durup dururken sallanma, ağzı açmada zorluk (trismus) ve yüzde belirgin asimetrik şişlikler meydana gelebilir.

Tanı ve Teşhis Yöntemleri

Semptomların maskelenmesi nedeniyle sinüs tümörlerinden şüphelenildiği an, gelişmiş teknolojik ve radyolojik tetkiklerle zaman kaybetmeden tam bir haritalandırma yapılmalıdır:

Endoskopik Burun Muayenesi (Nazal Endoskopi)

KBB hekimi, muayenehanede yüksek çözünürlüklü bükülmez (rijit) veya bükülebilir (fleksibıl) endoskopik kameralarla burun boşluğunun en derin noktalarını inceler. Sinüs ağızlarından dışarı taşan şüpheli dokular, polip benzeri kitleler veya kanama odakları doğrudan tespit edilir.

Radyolojik Görüntüleme Teknikleri (BT ve MR)

Sinüs cerrahisinin en önemli rehberi radyolojidir. **Bilgisayarlı Tomografi (BT)**, sinüsleri çevreleyen ince kemik duvarların tümör tarafından eritilip eritilmediğini (kemik erozyonunu) mükemmel gösterir. **Manyetik Rezonans (MR)** ise tümörün göz küresi, beyin zarı, şah damarı veya sinir kılıfları gibi yumuşak dokularla olan sınırlarını netleştirmede altın standarttır. İleri evrelerde uzak organ taraması için PET-BT eklenir.

Burun İçi Biyopsi (Kesin Patolojik Tanı)

Endoskopik kameralar eşliğinde, burun boşluğuna taşan tümör dokusundan küçük bir parça alınması işlemidir. Çoğu zaman lokal anesteziyle muayenehane konforunda, bazen de kitle çok derindeyse hafif bir sedasyon altında yapılır. Alınan parçanın patolojik incelenmesiyle kanserin hücre tipi (Yassı hücreli karsinom, adenokarsinom, estenöroblastom vb.) belirlenir.

Sinüs Kanserleri Ameliyatı ve Cerrahi Yöntemler

Sinüs kanserlerinin temel ve en etkili tedavi basamağı cerrahi olarak tümörün temizlenmesidir. Günümüz modern tıbbında, cerrahi teknikler dramatik bir şekilde evrilmiş ve hastanın yüzünde büyük kesiler yapmadan ameliyat imkanı doğmuştur:

Endoskopik Sinüs Tümör Cerrahisi (Tamamen Kapalı Yöntem)

Erken ve orta evredeki pek çok sinüs kanserinde, dışarıdan (yüzden veya ağız içinden) hiçbir kesi yapılmadan, tamamen burun deliklerinden girilerek uygulanan **kapalı (endoskopik)** yöntemdir. Gelişmiş mikro-cerrahi aletler, navigasyon sistemleri ve yüksek çözünürlüklü kameralar eşliğinde tümör, etrafındaki emniyet sınırı ile birlikte milimetrik olarak temizlenir. Hastanın yüzünde iz kalmaz, hastanede kalış süresi çok kısadır ve iyileşme süreci son derece konforludur.

Açık Cerrahi Yaklaşımlar (Maksillektomi ve Kraniofasiyal Rezeksiyon)

Tümörün yanak kemiğinin tamamını istila ettiği, damağa yayıldığı veya kafa tabanını aşarak beyin boşluğuna uzandığı çok ileri evre vakalarda tercih edilir. Bu ameliyatlarda burun kenarından veya dudak altından yapılan özel estetik kesilerle sinüs bölgesine ulaşılır (Maksillektomi). Beyin cerrahisi (Nöroşirürji) uzmanlarıyla ortak girilen kraniofasiyal ameliyatlarda, tümör üstten ve alttan tam sınırla çıkarılır. Oluşan boşluklar, vücudun başka yerinden alınan doku nakilleriyle (flep cerrahisi) estetik olarak onarılır.

Cerrahi Navigasyon Teknolojisi

Sinüs cerrahisinde güvenliği en üst basamağa taşıyan sistem **İntraoperatif Cerrahi Navigasyon** cihazıdır. Ameliyat esnasında hastanın üç boyutlu tomografi haritası ekrana yansıtılır. Cerrah, burun içinde ilerlerken milimetrik olarak göz çukuruna, şah damarına veya beyne ne kadar yakın olduğunu cihaz ekranından canlı olarak takip eder. Bu teknoloji komplikasyon riskini minimuma indirir.

Ameliyat Sonrası İyileşme Süreci ve Multidisipliner Takip

Sinüs ameliyatlarının ardından hastaların konforunu artırmak adına yakın bir pansuman ve takip periyodu başlar:

Hastanede Kalış ve Burun Bakımı

Endoskopik kapalı ameliyatlardan sonra hastalar genellikle 1-2 gece hastanede kalırken, açık cerrahilerde bu süre bir hafta civarında olabilir. Ameliyat sonunda burun içine nefes almayı engellemeyen silikon veya eriyebilen özel sünger tamponlar yerleştirilir. Taburcu olan hastanın evde burun içini özel okyanus suları ve nemlendirici yağlarla yıkayarak kabuklanmaları önlemesi istenir.

Onkolojik Tamamlayıcı Tedaviler (Radyoterapi / Kemoterapi)

Sinüs tümörlerinin anatomik komşulukları çok hassas olduğundan, cerrahi olarak tümör tamamen çıkarılsa bile mikroskobik düzeyde kalma riskini yok etmek veya nüksleri önlemek amacıyla, ameliyat sonrası dönemde sıklıkla radyoterapi (ışın tedavisi) ve gerekli durumlarda kemoterapi (ilaç tedavisi) planlaması tedaviye entegre edilir.

Sıkça Sorulan Sorular (S.S.S.)

1. Her iki taraflı kronik sinüzit kansere yol açar mı?

Hayır, toplumda çok yaygın görülen iki taraflı kronik sinüzit, alerjik polipli sinüzit veya burun kemik eğrilikleri (deviasyon) doğrudan kansere yol açmaz. Sinüs kanserlerinde şüphe uyandıran durum, sinüzit belirtilerinin veya tıkanıklığın sadece tek bir tarafta inatçı şekilde devam etmesi ve kanlı akıntıyla seyretmesidir.

2. Sinüs tümörü ameliyatlarında gözün alınması gerekir mi?

Vakaların çok büyük bir kısmında göz dokusu tamamen korunur. Sadece tümörün çok geç fark edildiği, göz küresinin iç kaslarını ve görme sinirini doğrudan istila ettiği çok ileri evre bazı agresif tümörlerde, hastanın hayatını kurtarmak amacıyla gözün feda edilmesi (ekzenterasyon) gerekebilir. Erken teşhiste göz tamamen emniyete alınır.

3. Kapalı (endoskopik) sinüs kanseri ameliyatı güvenli midir, tümör kalır mı?

Uygun evredeki ve uygun yerleşimdeki tümörlerde kapalı endoskopik cerrahi, açık cerrahiler kadar, hatta bazen yüksek büyütmeli kameralar sayesinde onlardan daha güvenli bir şekilde temiz sınır sağlar. Önemli olan kitlenin yayılım alanının ameliyat öncesi MR ve BT ile kusursuz analiz edilmiş olmasıdır.

4. Sinüs ameliyatlarından sonra beyin omurilik sıvısı sızıntısı olur mu?

Sinüslerin üst duvarı beyin boşluğu ile komşudur. Kafa tabanına çok yakın veya kafa tabanını tutan tümörlerin temizlenmesi esnasında bu ince kemik zarda küçük açılmalar meydana gelebilir. Ameliyat sırasında cerrahi navigasyon kullanımı bu riski azaltır; eğer bir sızıntı (BOS fistülü) oluşursa, cerrah aynı ameliyatta burun içinden aldığı dokularla (flep ve yamalarla) bu açıklığı tamamen kapatarak başarıyla onarır.

5. Ameliyat sonrası normal hayata ve işe dönüş ne kadar sürer?

Endoskopik kapalı yöntemle yapılan ameliyatlardan sonra hastalar genellikle 7 ila 10 gün içinde hafif masa başı işlerine ve günlük sosyal yaşamlarına dönebilirler. Açık ameliyatlarda veya kemik rekonstrüksiyonu yapılan süreçlerde bu nekahat dönemi 3-4 haftayı bulabilir.

Op. Dr. Osman Karaaslan, Fatih, İstanbul’da yer alan muayenehanesinde sinüs tümörleri, burun içi kitleler, inverted papillom süreçleri ve paranazal sinüs kanserlerinin tanı ve cerrahi tedavilerini; yüksek çözünürlüklü endoskopik kamera sistemleri, bilgisayarlı cerrahi navigasyon teknolojisi ve modern baş-boyun cerrahisi prensipleri eşliğinde, yüz estetiğini ve hayati fonksiyonları azami düzeyde koruyarak başarıyla gerçekleştirmektedir.

Call Now Button